Blenniidae familyasından Kral Horozbina (Salaria basilisca), Ege Denizi ve Akdeniz'in sığ sahil kayalıklarında ve deniz çayırlarında (0-15 m) yaşayan, zümrüt yeşili gövdesi üzerinde ince dikey çizgiler ve benekler taşıyan Akdeniz'e özgü asil bir horozbina türüdür.
Maksimum Boy / Ağırlık: Rapor edilen maksimum uzunluk 18.0 cm, ağırlık 0.08 kg (80 gram)'dır.
Kral horozbina veya yeşil horozbina (Salaria basilisca), Blenniidae familyasının Akdeniz'e endemik en iri ve en görkemli horozbina türüdür ("Zebra blenny"). Boyu 18-20 santimetreye kadar ulaşabilir. Gövdesi pulsuz, silindirik başlayıp arkaya doğru basıklaşan ve kaygan kalın bir mukus tabakasıyla kaplıdır. En dikkat çekici görsel niteliği, parlak zümrüt yeşili, zeytuni veya turkuaz zemin üzerine vücut boyunca uzanan 10-12 adet ince koyu dikey çizgi ve bu çizgilerin arasında parıldayan sedefli açık mavi beneklerdir. Başında diğer horozbinalarda görülen saçaklı dokunaçlar bulunmaz; erişkin erkek bireylerin başında yüksek, etli bir kask veya ibik (kranial tepe) yükselir.
Salaria basilisca, Ege Denizi ve Akdeniz'in kıyı çizgisi boyunca, 0.5 ila 15 metre derinlikler arasındaki sığ kayalıklarda, yosunlu taşların oyuklarında ve Posidonia oceanica deniz çayırlarının kumla birleştiği kırmalıklarda yaşar. Yüzme kesesi bulunmadığı için tabanda pektoral ve pelvik yüzgeçleri üzerinde nöbet tutarak bekler; tehlike hissettiğinde yılansı seri hareketlerle en yakın çatlağa dalar.
Diyeti hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklardan oluşan bir omnivordur. Çenelerindeki sık, tarak benzeri ince kesici diş sıraları sayesinde kayaların üzerindeki epilitik algleri kazırken, alglerin arasında yaşayan amfipodları, küçük izopodları, minik yengeçleri ve deniz salyangozlarını avlar.
Üreme ilkbahar sonu ve yaz aylarında (Mayıs - Temmuz) gerçekleşir. Erkek balık taşların altında veya boş bir midye kabuğunun içinde korunaklı bir yuva seçer; ibiğini ve yüzgeçlerini gererek dişiyi yuvaya davet eder. Dişi yumurtalarını yuvanın iç tavanına tek sıra yapışkan tabaka halinde bırakır. Erkek yumurtaları döller ve yavrular çıkana kadar yuvayı yırtıcılara karşı korur, yüzgeçleriyle taze su sirkülasyonu sağlar.
İnsan gıdası olarak tüketilmez; ancak Akdeniz'in sığ kayalık kıyılarında biyoçeşitliliğin ve habitat sağlığının önemli bir göstergesidir. Renklerinin zarafeti ve yüksek zekasıyla sualtı fotoğrafçıları ve deniz akvaryumcuları için Akdeniz'in en kıymetli hazinelerinden biridir.