Pholadidae familyasından Taşdelen Midyesi (Pholas dactylus), Akdeniz, Ege ve Marmara kıyılarındaki kireçtaşı kayaları, sert killi tabakaları ve deniz altındaki ahşap yapıları kabuk kenarındaki sert tırtıklı dişleriyle mekanik olarak oyup içine yerleşen özel bir yumuşakçadır ("Common piddock"). Kaya içine hapsolduktan sonra yalnızca çift sifonunu dışarı uzatarak plankton süzer.
Folas, hayvanlar aleminde keşfedilen ilk biyolüminesans canlılardandır; lüsiferin-lüsiferaz reaksiyonu sayesinde karanlıkta parlak yeşilimsi-mavi ışık salgılar. Eti Akdeniz'in bazı bölgelerinde geleneksel olarak çiğ veya pişmiş tüketilse de kayalık falezleri tahrip ederek toplandığı için ekosistem dengesini bozar.
🔴 KORUMA STATÜSÜ: Bern Sözleşmesi (Ek-II) ve 5/1 & 5/2 Su Ürünleri Tebliği uyarınca doğal kayalık biyotoplara zarar verecek şekilde taşdelen midyelerinin çıkarılması ve tahrip edilmesi YASAKTIR.
Maksimum Kabuk Boyu: Rapor edilen maksimum uzunluk 15.0 cm, maksimum ağırlık 0.15 kg'dır.
Folas veya Delici Taş Midyesi (Pholas dactylus, Common Piddock), Pholadidae familyasına ait, sert kalker kayaları, kireçtaşlarını, killi tortuları ve su altındaki ahşap yapıları oyarak içerisinde yaşayan olağanüstü bir çift çenetli (bivalv) yumuşakçadır. Kabuk yapısı uzamış silindirik bir silindiri andırır; boyu 8 ila 12 cm (azami 15 cm) arasındadır. Kabuk yüzeyi beyaz, sert ve son derece keskin testere dişi benzeri kireçsi çıkıntılarla (tüberküller) kaplıdır. Folas, sert kayaları kimyasal salgılarla eritmez; güçlü kaslı ayağıyla kayaya tutunup kabuğunu bir matkap ucu gibi sağa sola mekanik olarak döndürerek taşın içine doğru derin bir oyuk (galeri) açar. Büyüdükçe yuvasını da genişletir ve giriş deliği kabuktan dar kaldığı için ömrünün sonuna kadar oyduğu kayanın içinde hapsolarak yaşar.
Pholas dactylus, antik çağlardan beri bilinen en ünlü biyolüminesan deniz canlılarından biridir. Yaşlı Plinius'un eserlerinde dahi bahsedilen bu özellik; folasın manto boşluğundaki ve sifonlarındaki bezlerden salgılanan özel bir mukus sıvısından kaynaklanır. Bu mukus, lüsiferin maddesi ve lüsiferaz enziminin reaksiyona girmesiyle karanlıkta yoğun, büyüleyici bir mavi-yeşil ışık yayar. Hatta folas yiyen insanların ağızlarının ve ellerinin karanlıkta parladığı tarihsel kaynaklarda sıkça anlatılır.
Doğu Atlantik kıyılarında (Kuzey Denizi'nden Kuzeybatı Afrika'ya), Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarında yayılış gösterir. Mediolittoral ve infralittoral zonlarda, düşük gelgit seviyesinden 10-15 metre derinliğe kadar olan kayalık yarlarda, kireçtaşlarında ve dalga döven kalkerli kıyılarda koloniler kurar.
Folas taşın içine hapsolduğu için beslenmesini dışarıya uzattığı uzun, birleşik çift sifonuyla sağlar. Sifonunu kaya oyuğunun ağzından dışarı uzatarak deniz suyunu çeker ve ktenidyumlarında planktonik mikroalgleri ve organik tortuları süzer. Tehlike sezdiğinde sifonunu hızla taş yuvasının içine çeker.
Antik Roma döneminde imparatorların ziyafet sofralarında çok aranan pahalı bir gurme lezzetti; kayalar balyozlarla kırılarak çıkarılırdı. Günümüzde eti hala lezzetli kabul edilmekle birlikte, folas çıkarmak için kıyı kayalık resiflerinin kırılması kıyı erozyonuna ve bentik habitat tahribatına yol açtığı için birçok Akdeniz ülkesinde hasadı yasaklanmış veya sıkı kurallara bağlanmıştır. Bern Sözleşmesi kapsamında korunması tavsiye edilen türler arasındadır. IUCN statüsü Asgari Endişe (LC) seviyesindedir.