Poeciliidae familyasından Sivrisinek Balığı (Gambusia holbrooki), Türkiye'nin göl, nehir, bataklık ve lagünlerine sıtma taşıyan sivrisinek larvalarını yok etmek için salınan, dişileri yumurtalarını vücudunda kuluçkaya yatırıp doğrudan yavru doğuran (ovovivipar), yukarı bakan ağızlı çok dayanıklı minyatür bir balıktır ("Eastern mosquitofish").
Maksimum Boy / Ağırlık: Rapor edilen maksimum uzunluk 6.5 cm, ağırlık 0.005 kg (5 gram)'dır.
Poeciliidae familyasından Gambusia holbrooki (Doğu Sivrisinek Balığı / Gambusya / Eastern mosquitofish), balıklar aleminde nadir görülen canlı doğuran (ovovivipar) üreme stratejisine sahiptir. Türde belirgin bir eşey dimorfizmi vardır: Dişiler 6-7 cm boya ulaşırken, erkekler yalnızca 3-4 cm boyundadır. Erkek bireylerin anal yüzgeci ince, uzun bir çiftleşme organına (gonopodium) dönüşmüştür; erkek bu organla spermlerini dişinin üreme kanalına aktarır.
Döllenen yumurtalar dişinin karnında gelişir ve dişi doğrudan serbest yüzebilen 20 ila 100 adet canlı yavru doğurur. Gövdesi açık gri-zeytuni renkte olup pullarının kenarları koyu ağ desenlidir; dişilerin anüs bölgesinde siyah bir gebelik lekesi (gravid spot) bulunur.
Kuzey Amerika kökenli olan bu balık, 20. yüzyılın başlarında sıtma hastalığı taşıyan Anopheles sivrisinekleriyle mücadele etmek amacıyla Türkiye de dahil olmak üzere tüm Akdeniz havzası sulak alanlarına, lagünlere ve pirinç tarlalarına bilinçli olarak aşılanmıştır. Tek bir gambusya günde yüzlerce sivrisinek larvasını tüketerek sıtmanın kontrol altına alınmasında tarihi bir rol oynamıştır.
Aşırı dayanıklı, saldırgan ve yüksek üreme hızına sahip olması nedeniyle günümüzde dünyanın en tehlikeli 100 istilacı türü arasında kabul edilir. Sivrisinek larvalarının yanı sıra yerli küçük balıkların (özellikle dişli sazancık - Aphanius türleri) yumurta ve yavrularını yiyerek yerli türleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Geniş tuzluluk (örihalin) ve sıcaklık toleransına sahiptir; tatlı sulardan deniz tuzluluğundaki lagünlere, 4°C'den 38°C'ye kadar ve oksijeni neredeyse sıfırlanmış durgun hendeklerde dahi su yüzeyinden hava yutarak hayatta kalabilir.
İnsan gıdası olarak tüketilmez. Doğal iç sularımıza ve izole göletlerimize kontrolsüzce bırakılmaması, yerli biyolojik çeşitliliğin korunması açısından son derece kritik bir çevre yönetimi gerektirir.