Mytilidae familyasından Bathymodiolus thermophilus, okyanus tabanlarında 2500 metreden daha derin hidrotermal bacaların (kara dumanlar) etrafında yaşayan devasa bir derin deniz midyesidir. Güneş ışığı ve fotosentezin bulunmadığı bu zifiri karanlık ortamda solungaçlarında yaşayan kemosentetik kükürt oksitleyici bakterilerle simbiyoz kurar.
Zehirli hidrojen sülfür gazını ve 350 atmosferlik basıncı tolere ederek besinini doğrudan bakteriyel kemosentezden sağlar.
Maksimum Kabuk Boyu / Ağırlık: Rapor edilen maksimum kabuk uzunluğu 22.0 cm, maksimum ağırlık 0.35 kg'dır.
Okyanus tabanlarında, tektonik levha sınırlarında yer alan Hidrotermal Bacalar / Ağızlar (Deep-sea Hydrothermal Vents), güneş ışığının sıfır olduğu 2.000 ila 4.000 metre derinliklerde, su sıcaklığının 350-400 °C'ye ulaştığı, toksik hidrojen sülfür (H₂S), metan ve ağır metallerin fışkırdığı ekstrem ekosistemlerdir. Bu cehennemi ortamlarda yaşam, fotosenteze değil; tamamen kemosenteze (bakteriyel kimyasal enerji üretimine) dayalıdır.
Termal Ağız Derin Deniz Midyesi (Bathymodiolus thermophilus), Mytilidae familyasına bağlı, hidrotermal menfezlerin etrafında devasa yataklar oluşturan bir bivalv türüdür. Normal kıyı midyelerinin aksine olağanüstü büyüktür; kabuk boyu 20 ila 25 cm'ye ulaşabilir. Kabukları koyu kahverengi veya siyah kalın bir periostrakumla kaplıdır; iç kabuğu parlak beyazdır.
Bathymodiolus thermophilus beslenmek için plankton süzmeye ihtiyaç duymaz; besin ihtiyacının neredeyse tamamını solungaç dokusunda (bakteriyositler) yaşayan simbiyotik kemosentetik kükürt bakterilerinden (tiyotropik bakteriler) karşılar. Midye solungaçlarıyla sudaki toksik hidrojen sülfürü ve oksijeni çeker; bakteriler sülfürü oksitleyerek organik karbon ve şeker üretir ve midyeyi besler. Bu karşılıklı yaşam karanlık okyanus tabanında dev bir vahadır.
Sudaki ölümcül hidrojen sülfürün hayvanın kendi hücrelerini zehirlemesini engellemek için, kanında sülfürü sıkıca bağlayarak güvenli şekilde bakterilere taşıyan özel yüksek afiniteli hemoglobin ve taşıyıcı proteinler geliştirmiştir.
Dünya dışı gezegenlerde (örneğin Jüpiter'in uydusu Europa) yaşam arayışlarına ve yeryüzünde yaşamın kökenine ışık tutan en kritik biyolojik modeldir. Derin deniz madenciliği bu kırılgan ekosistemleri tehdit etmektedir. Uluslararası koruma protokolleriyle izlenmektedir.