Deniz ve acı su habitatlarında bentik ekosistemin temel halkasını oluşturan kabuklu canlı grubudur.
Maksimum Uzunluk: Rapor edilen maksimum uzunluk 3.0 cm'dir.
Amfipotlar (Amphipoda), yanlardan basık, kıvrık gövdeli ve sırtta koruyucu bir karapaks (kalkan) taşımayan küçük eklem bacaklı kabuklulardır. Göğüs bacaklarının bir kısmı yakalama ve yürüme, karın bacaklarının bir kısmı ise yüzme ve sıçrama için farklılaşmıştır ("Amphipoda" ismi farklı ayaklı anlamına gelir).
Kıyı şeridi kumsalından (kum pireleri - Talitrus saltator), kayalık yosunluklara, deniz çayırı yataklarına ve binlerce metre derinlikteki abisal çukurlara kadar tüm denizel ve tatlı su habitatlarında devasa popülasyonlar halinde bulunurlar.
Çoğunluğu detritivordur; çürüyen deniz yosunlarını, ölü balık ve omurgasız kalıntılarını ve organik çökeltileri yiyerek deniz tabanının temizlenmesini ve geri dönüşümünü sağlarlar. Kendileri ise yavru balıkların, lapinaların, kaya balıklarının, mırmır ve çipuraların birincil ve vazgeçilmez besin kaynağıdır.
Dişiler yumurtalarını göğüs altındaki kuluçka kesesinde (marsupium) taşır; larvalar doğrudan minyatür erginler olarak çıkar. Ağır metal ve kimyasal kirliliğe duyarlı olduklarından çevre sağlığı izleme çalışmalarında biyoindikatör olarak kullanılırlar.
Amfipotlar (Amphipoda takımı), deniz kabuklularının (Crustacea) biyoçeşitlilik ve biyokütle açısından en zengin gruplarından biridir. Gövdeleri karidesten farklı olarak iki yandan basıktır ve belirgin bir karapas zırhı taşımaz; bunun yerine kavisli segmentlerden (halkalardan) oluşur. "Amphipoda" ismi (farklı ayaklılar), gövdenin ön kısmındaki kavrayıcı bacaklar (gnatopod) ile arka kısımdaki yüzme ve sıçrama bacaklarının (pleopod ve üropod) anatomik farklılığından türemiştir.
Kıyı şeridinde dalgaların sahile attığı yosun yığınlarının altında milyonlarca birey halinde zıplayan "kum pireleri"nden (Talitridae), derin deniz diplerinde yaşayan dev leşçil amfipotlara kadar çok geniş bir ekolojik yayılıma sahiptirler. Yosunların arasına tutunarak mükemmel kamufle olurlar.
Deniz tabanına çöken çürümüş makroalg yapraklarını, balık ve omurgasız leşlerini parçalayarak organik atıkların mineralize olmasını sağlayan baş aktörlerdir. Bu faaliyetleriyle deniz tabanının organik çöplüğe dönmesini engellerler.
Yavru levrek, çipura, mezgit, kalkan ve kıyı kuşları için en zengin protein ve lipid kaynağıdır. Akuakültürde larva beslenmesinde ve deniz suyu toksisite testlerinde biyoindikatör olarak kullanılırlar.