Sardalya (*Sardina pilchardus*), özellikle Kuzey Ege ve Çanakkale-Gelibolu yöresinin mutfak kültüründe efsanevi bir yere sahiptir. Omega-3 yağ asitleri açısından denizlerin en zengin balıklarından biridir. Yağlı yapısı nedeniyle ızgarada çok çabuk kuruyabileceği veya yanabileceği için, Ege mutfağında "asma yaprağına sarılarak ızgarada pişirilmesi" sadece bir tarif değil, tam bir kültürel ritüeldir. Yaprak, balığın kendi yağında marine olmasını sağlarken tütsülü eşsiz bir aroma katar. Ayrıca Gelibolu'nun meşhur sardalya konserveleri (tuzlu sardalya) dünya çapında tanınan yöresel bir lezzettir.
Clupeidae (Ringagiller) familyasının bir üyesi olan sardalya, hamsiye benzer ancak ondan daha iri, yuvarlak hatlı ve etlidir. Vücudu silindirik ve yanlardan hafif basıktır. Sırt bölgesi zeytuni yeşil veya mavimsi, karın kısmı ise gümüş beyazıdır. Yan taraflarında solungaçlardan geriye doğru uzanan birkaç adet siyah nokta bulunabilir. Pulları çok iri, yuvarlak ve derisine gevşek tutunduğu için en ufak bir temasta veya ağda çırpınırken dökülürler. Boyları maksimum 25 cm'ye ulaşsa da, tezgahlarda genellikle 12-15 cm civarındadır.
Sardalyalar, büyük okyanus akıntılarına ve su sıcaklıklarına bağlı olarak muazzam sürüler halinde göç eden pelajik balıklardır. Türkiye sularında kış aylarını nispeten daha derin ve sıcak sularda (kışlama alanlarında) hareketsiz geçirirler. Suların ısınmaya başladığı ilkbahar sonu ve yaz aylarında üremek ve beslenmek için kıyılara, yüzeye (0-100m) doğru muazzam sürüler halinde yükselirler. En lezzetli, en yağlı ve avcılığının en bol olduğu dönem Temmuz-Eylül arasıdır.
Hamsi gibi sardalya da tipik bir Planktonivor'dur. Açık ağzıyla yüzerken, solungaç yaylarındaki çok ince taraklarla deniz suyunu filtre eder. Başlıca diyeti, fitoplanktonlar (mikroskobik algler) ve zooplanktonlardır (kopepodlar, yengeç larvaları vb.). Besin zincirinin en altında yer alan bu mikroskobik canlıları yiyerek, güneşten gelen birincil enerjiyi doğrudan kendi etindeki değerli yağlara dönüştürür.
Sardalyalar, orkinoslar, kılıç balıkları, yunuslar, balinalar ve deniz kuşları (sümsük kuşları) için okyanusun bir numaralı besin kaynağıdır. Yırtıcılara karşı hiçbir fiziksel savunma silahı olmayan sardalyalar, hayatta kalmak için milyarlarca bireyden oluşan inanılmaz bir koordinasyonla hareket ederler. Tehdit anında sürüler birbirine yapışarak devasa, dönen bir küre olan "Yem Topu" (Bait ball) oluştururlar. Bu devasa ve hareketli gümüşi kütle, avcıların odaklanmasını zorlaştırır, ancak yine de doğanın en vahşi beslenme şölenlerinin merkezinde yer alırlar.
Sardalyalar çok yüksek üreme kapasitesine sahiptir (r-seçilimciler). Açık denizde pelajik olarak bıraktıkları on binlerce yumurta rüzgar ve akıntılarla kıyılara sürüklenerek çatlar. Küresel ısınma ve gırgır ağlarıyla yapılan endüstriyel avcılık sardalya popülasyonları (Asgari Endişe - LC) üzerinde devasa bir baskı yaratmaktadır. Ülkemizde yasal avlanma boyu 11 cm'dir. Bu balıkların denizlerdeki varlığı, tüm deniz ekosistemindeki üst düzey predatörlerin hayatta kalmasının yegane garantisidir.