Palamut (*Sarda sarda*), lüfer ile birlikte İstanbul Boğazı'nın ve Türk balıkçılık tarihinin en önemli simgelerinden biridir. Tarihi o kadar eskiye dayanır ki; antik çağlarda Byzantion (ilk İstanbul) şehrinin bastırdığı sikkelerin (paraların) üzerinde bile palamut figürü yer alırdı. Hatta Haliç'e "Altın Boynuz" (Golden Horn) denmesinin sebeplerinden birinin, güneş vurduğunda Haliç sularında parlayan devasa palamut sürülerinin oluşturduğu altın sarısı yansımalar olduğu efsanelerde anlatılır. Osmanlı mutfağında pilakisinden tavasına, lakerdasından fırınına kadar çok geniş bir yelpazede tüketilen palamut, günümüzde de denizlerimizin en popüler ve ekonomik ticari balıklarından biridir.
Scombridae (Uskumrugiller) familyasından olan palamut, okyanusları aşabilecek dayanıklılığa sahip, mükemmel bir hidrodinamik "torpido" gövdeye sahiptir. Sırt bölgesi koyu mavi-metalik renklerde olup, üzerinde başından kuyruğuna doğru hafif verev (eğik) inen siyah çizgiler bulunur. Karın bölgesi ise gümüşi beyazdır. Çok hızlı yüzen, kaslı ve atik bir balıktır. Boyu 90 cm'ye, ağırlığı ise 10-11 kg'a kadar ulaşabilir ancak sularımızda genellikle çok daha küçük boyutlarda (30-45 cm) avlanırlar.
Palamutlar, mevsimlere göre çok düzenli göç hareketleri sergiler. İlkbahar aylarında (Nisan-Mayıs) suların ısınmasıyla birlikte Ege ve Marmara'dan çıkarak İstanbul Boğazı üzerinden Karadeniz'e göç ederler (Anadromöz göç). Karadeniz'in besin zengini sularında yaz boyunca hamsi ve çaça yiyerek hızla büyür ve yağlanırlar. Ağustos ayının sonlarından itibaren suların soğumasıyla Karadeniz'den Boğaz'a, oradan da Marmara ve Ege'ye doğru büyük "sonbahar göçü" başlar. Eylül ve Ekim ayları, Boğaz'dan inen yağlı ve iri palamutların avcılığının zirve yaptığı, balık tezgahlarının şenlendiği dönemdir.
Karnivor (Aktif Pelajik Yırtıcı) beslenme karakterine sahip olan palamut, keskin dişlere sahip agresif bir avcıdır. Sürekli hareket halinde oldukları için yüksek enerjiye ihtiyaç duyarlar. Ana diyetlerini hamsi, sardalya, istavrit, çaça, kolyoz ve uskumru sürüleri oluşturur. Palamut sürüsü bir hamsi sürüsüne denk geldiğinde suları adeta kaynatarak amansız bir avlanma gerçekleştirir. Palamutların varlığı, pelajik balık popülasyonlarının dengede kalmasını sağlayan çok önemli bir kontrol mekanizmasıdır.
Palamut da tıpkı lüfer gibi halk arasında boyuna ve ağırlığına göre farklı isimler alır. Bu adlandırma kültürü İstanbul'un balıkçılık mirasının bir parçasıdır:
Üreme dönemi genellikle Mayıs ortasından Temmuz sonuna kadar Karadeniz sularında gerçekleşir. Dişiler milyonlarca pelajik yumurta döker ve larvalar sığ sularda hızla büyür. IUCN statüsü Asgari Endişe (LC) olsa da, aşırı av baskısı ve göç yollarındaki kirlilik sebebiyle Türkiye denizlerindeki ortalama avlanma boyu her geçen yıl düşmektedir. Lakerdalık iri "torik"lerin günümüzde neredeyse yok denecek kadar azalması, sürdürülebilir balıkçılığın önemini acı bir şekilde göstermektedir. Yasal avlanma boyu 25 cm'dir, ancak uzmanlar balığın en az bir kez üreyebilmesi için bu sınırın artırılması gerektiğini savunmaktadır.