Levrek (*Dicentrarchus labrax*), antik Romalılardan bu yana Akdeniz havzasında kalitesi, beyaz eti ve enfes lezzetiyle en saygın balıklardan biri kabul edilir. Ülkemizde de "denizlerin paşası" olarak anılan levrek, şık restoranların ve balık ziyafetlerinin tartışmasız yıldızıdır. Kılçıksız ve tok etli yapısı sayesinde ızgara, fırında tuzda levrek veya buğulama gibi pek çok elit pişirme tekniğine uygundur. Doğal ortamda denizden yakalanan "deniz levreği" (vahşi levrek) ile çiftliklerde yetiştirilen "kültür levreği" (akuakültür) arasında belirgin tat, yağ oranı ve fiyat farklılıkları bulunur.
Moronidae familyasına ait olan levrek, oldukça asil ve güçlü bir vücut yapısına sahiptir. Gövdesi iri, sert ve gümüşi-gri renkli pullarla kaplıdır. Sırtı kurşuni koyu gri, karnı ise parlak beyazdır. Ağzı büyük, alt çenesi hafifçe öne doğru çıkıktır (bu yapı ona avını tek hamlede yutma avantajı sağlar). Sırtında, birincisi sert ve dikenli (solungaç kapağının arkasında siyah bir beneği olabilir), ikincisi ise daha yumuşak ışınlardan oluşan iki adet belirgin yüzgeç bulunur. Ortalama 40-60 cm boyutlarında avlanmakla birlikte, doğada 1 metreye ve 12 kilograma kadar ulaşabilen efsanevi trofe levrekler mevcuttur.
Levreği diğer deniz balıklarından ayıran en olağanüstü özellik, Euryhalin (geniş tuzluluk toleransı) bir balık olmasıdır. Bu sayede sadece açık denizlerde değil, acı sularda (deniz ile tatlı suyun karıştığı estuarlar), kıyı lagünlerinde, liman içlerinde ve hatta nehirlerin içlerine kadar girerek tatlı sularda yaşayabilir. Dalgaların kıyıyı döverek suyu köpürttüğü, oksijeni bol ve bulanık "çalkantılı" sularda (beyaz su) dolaşmayı çok sever, çünkü bu ortam ona pusu kurması için mükemmel bir kamuflaj sağlar.
Tam bir etobur (Karnivor) olan levrek, oldukça kurnaz bir pusu avcısıdır. Palamut gibi sürekli koşturmak yerine, kayaların, iskele ayaklarının veya nehir ağızlarındaki akıntı kıvrımlarının arkasına gizlenerek avının menziline girmesini bekler. Diyetinin temelini küçük sürü balıkları (gümüş balığı, kefal yavruları, sardalya), karides ve teke gibi kabuklular ile deniz solucanları oluşturur. Avı yaklaştığında güçlü kuyruk darbesiyle aniden ileri fırlar ve büyük ağzını açarak oluşan vakumla avını bütün olarak yutar.
Levrek yavruları, yaklaşık 250-300 gram (20-25 cm) ağırlığa ulaşana kadar halk arasında İspendek olarak adlandırılır. İspendekler genellikle nehir ağızlarında ve lagünlerde sürüler halinde gezerken, ergin levrekler büyüdükçe yalnız avlanmayı (soliter yaşamı) tercih ederler.
Levreklerin üreme dönemi denizlerimizde genellikle Ocak ile Mart ayları arasında (kışın) gerçekleşir. Doğal ortamlarındaki popülasyonları (deniz levreği), zıpkıncılık, kıyı tahribatı ve kirlilik nedeniyle giderek azalmaktadır. Her ne kadar kültür balıkçılığı pazar ihtiyacını karşılasa da, yaban gen havuzunun korunması elzemdir. Yasal avlanma boy limiti 18 cm (ispendek boyu) gibi çok düşük bir rakamdır. Bilim insanları ve bilinçli amatör balıkçılar, levreğin sağlıklı üreyebilmesi için bu limitin en az 35-40 cm olarak güncellenmesi ve ispendek avının tamamen yasaklanması gerektiğini savunmaktadır.