İstavrit (*Trachurus trachurus*), Türkiye denizlerinin, özellikle de Marmara ve İstanbul Boğazı'nın en sadık balıklarından biridir. Yılın on iki ayı boyunca tezgahları süslemesi ve nispeten uygun fiyatlı olması nedeniyle gerçek bir "halk balığı"dır. Aynı zamanda amatör olta balıkçılığının da belkemiğidir; Galata Köprüsü'nde veya Boğaz kıyılarında sallanan oltaların ucundaki ilk hedef daima istavrittir (özellikle "çapari" adı verilen çok iğneli takımlarla). Mısır ununa bulanıp tavada kızartılması en klasik ve sevilen tüketim şeklidir.
Carangidae familyasına ait olan istavrit, denizlerimizde başlıca iki türle temsil edilir: Karagöz istavrit (*Trachurus trachurus*) ve Sarıkanat istavrit (*Trachurus mediterraneus*). Vücutları yanlardan hafif basık ve uzundur. İstavriti diğer balıklardan ayıran en karakteristik özelliği, yan çizgisi boyunca kuyruğa kadar uzanan ve derisine sıkıca tutunmuş kemiksi, testere dişi gibi sivri pulsu plakçıklardır. Sırtı gri-yeşil, karnı ise gümüşi beyazdır. Karagöz istavritin yanal çizgisi daha kavisli ve gövdesi biraz daha etliyken, sarıkanat istavritin yanal çizgisi daha düzdür ve yüzgeçlerinde belirgin sarı tonlar vardır.
İstavrit pelajik (açık su) bir tür olmasına rağmen, kıyı sularını ve körfezleri çok sever. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'in tamamında bulunur. İlkbahar aylarında Marmara'dan Karadeniz'e çıkarak beslenir, sonbaharda ise üremek ve kışlamak için tekrar Marmara'ya döner. Gündüzleri derin sularda sürüler halinde dinlenmeyi tercih ederken, hava kararmaya başladığında beslenmek için yüzeye ve kıyılara doğru büyük bir hızla hareket ederler.
İstavrit, boyutuna göre oldukça iştahlı ve hareketli bir avcıdır (Karnivor). Yaşamının ilk evrelerinde hayvansal planktonlar (kopepodlar) ile beslenirken, büyüdükçe diyetine hamsi yavruları, çaça, gümüş balığı ve küçük karidesleri (teke) dahil eder. Avına sürüler halinde saldırarak büyük bir su altı avcılık koordinasyonu sergiler. Aynı zamanda palamut, lüfer, yunus ve martılar için çok önemli bir av konumundadır.
Halk arasında istavritin en küçük yavrularına (0-10 cm arası) Kraça adı verilir. Kraça, aslında istavritin henüz üreme olgunluğuna ulaşmamış yavrusudur. Geçmiş yıllarda "çıtırtı" şeklinde bütün olarak yenildiği için ayrı bir tür zannedilerek talep görmüş, bu durum istavrit popülasyonuna çok ağır bir darbe indirmiştir.
İstavritin üreme dönemi Marmara'da Mayıs'tan Ağustos'a kadar sürer. Dişiler pelajik yumurtalarını su kolonuna bırakır. IUCN statüsü Asgari Endişe (LC) olsa da, trol ve gırgır ağlarıyla yapılan bilinçsiz avcılık nedeniyle iri istavrit (eşek istavriti) bulmak giderek zorlaşmaktadır. İstavritin asgari avlanabilir boyutu yasal olarak 13 cm'dir. Kraça (yavru istavrit) avcılığının ve tüketiminin tamamen durdurulması, türün geleceği için hayati önem taşımaktadır.